İşini gayet iyi yapmakta olan bir çalışan, işe bağlı yorgunlukla ilgisi yokken, bir gün iş yerinde kontrol edemediği şekilde ağlamaya başlıyor. Hastaneye götürüldüğünde, iş yerindeki büyük stres nedeniyle depresyona girdiği tanılanıyor. Kısa bir süre sonra 30’lu yaşlardaki bu genç kadın stres nedenli kalp krizi geçiriyor. Yaşantısına bakıldığında, iş yerinde uzun süredir çalışma arkadaşlarının düşmanca tavırlarına maruz kaldığı, yaptığı her işin eleştirildiği, çeşitli fırsatlarla kendisi ile alay edildiği ve kendisi ile pek konuşmadıkları anlaşılıyor. Bu ve benzer şekillerde, uzunca bir süre iş yerinde idareci ya da çalışma arkadaşı konumundaki kişilerce duygusal tacize uğratılmanın adı, uluslar arası terminolojide MOBBING. Böyle örneklerin sayısı az değil. Giderek daha çok çalışan, idareci ya da iş arkadaşlarının düşmanca tutumları nedeniyle işyerlerinin, kendilerini ezen, tahammül edilemez bir ortam olduğunu söylüyor.
Mobbing kurbanları, mağduru oldukları tutumun ne zaman başladığını tarif etmekte çoğu kez zorlanırlar. Başlangıçta, üzerinde durmadıkları bir (mesleki) çelişki yaşanmıştır. Bu çözümsüz kalmış küçük çelişkiden, yaşanmış çelişkinin arka planda kaldığı, kişisel sürtüşmelerin ön planda olduğu başka bir sürece geçilir. Hedef alınan kişi, diğer meslektaşlarca da incitilmeye başlanınca kendisini geri çeker. Hayal kırıklığı ve öfke yaşamaktadır, ki bu da kişinin kenara itilmiş rolünü pekiştirir. Mobbing, kurbanın ruh ve giderek beden sağlığını zarara uğratmaya başlar. Ruhsal ve bedensel şikayetleri nedeniyle işe gidemediği günler, düşen iş kalitesi, tahammül edemez hale geldiği için işten istifaya, hatta işini kaybetmeye kadar varabilir. Mobbing kurbanı olan kişinin intihar ettiğine ya da kendisini bu duruma itenlerden silahlı saldırı ile intikam aldığına da, uç örnekler olarak rastlanmıştır.
Hepimiz çalıştığımız yerlerin güvenli ve huzurlu olmasını istiyoruz. Orada bir ya da birden fazla kişi tarafından alay konusu yapılmamak, hakir görülmemek, dışlanmamak istiyoruz. Ama bir çok çalışanın, aklına gelmeyen, başına geliyor. Emniyet kurumlarından okullara, hastanelerden çeşitli müdürlüklere, insanların bir arada bulundukları çeşitli ortamlarda, bir ya da birden çok kişiye yönelik sistemli ve uzun süreli mobbing yaşanıyor.
Oysa insan hakları, tüm insanları aşağılayıcı davranışlardan koruyor. İş ortamında da insanların cinsiyetleri, inanışları, ırkları, yaşları, cinsel tercihleri vb. özellikleri nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulamayacaklarını, baskıya uğratılamayacaklarını vurguluyor. Bu nedenlerle baskıya uğrayan kişinin hakkını araması, insan haklarına aykırı davrananların ise sorumlu tutulmaları gerekir. Gelişmiş ülkeler, bu konuda kapsamlı araştırmalarla sorundan etkilenmenin boyutunu yansıtan rakamlar ortaya koymuş, sorunun önünü kesmek, mağdurlara tıbbi, sosyal, hukuki destekler sağlamak için adımlar atmıştır.
İnsancıl bir toplumda yaşamak istiyorsak, zorba, vicdansız, insanlık dışı davranışlara karşı çıkmalıyız. İnsan onuruna saygının vazgeçilmez bir ödev olduğunu, hepimizin insanlık ailesinin üyeleri olarak kardeşçe yaşamak yükümlülüğünde olduğumuzu unutmamalıyız. Çalışanların sağlığı ve güvenliği için yasalarda, daha uygun çalışma koşulları tanımlanmış olmalı, psikolojik tacizin suç olduğu iş sözleşmelerinde açıkça yer almalı ve uygulanması takip edilmelidir.
Cinsel taciz ile ilgili olarak ise, hem kanuni düzenlemelerde iyileştirilmelere gidilmesi hem de yargı uygulamasındaki sorunlar ve hatalı uygulamalar giderilmesi gereklidir.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yener Ünver ile İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Etiği ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Arın Namal, bu insani sorunu bilimsel platformda tartışmaya açmak için, ekte programı yer alan ‘Etik-Hukuk ve Adli Tıp Açısından Duygusal Taciz-Mobbing Sempozyumu’ nu düzenlediler. 30 Haziran 2009 tarihinde İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kemal Atay Anfisi’nde yapılacak toplantıda hukuk, adli tıp, tıp etiği disiplinlerinden araştırmacılar yanında, İstanbul Tabip Odası işyeri hekimliği çalışma grubunu temsilen Sayın Dr. Turabi Yerli ve Mobbing konusunda sivil toplum çalışması yürüten Sayın Çağlar Çabuk ve Sayın Gönül Dangaç konuşacaklar.
Kim düşmanca tutumlardan arınmış, huzurlu bir iş yerinde çalışmak, huzurlu ortamlarda yaşamak istemez ki? Bu amaç yolunda hepimizin sorumlulukları olduğunun bilinci içinde şimdi harekete geçme zamanı, yoksa daha pek çok kişi acı çekecek!..
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
işbirliği ile düzenlenen toplantıya çalışan herkes davetlidir.
Prof. Dr. Yener Ünver (Yeditepe Üniversitesi)
Doç. Dr. Arın Namal (İstanbul Üniversitesi)
Tarih: 30 Haziran 2009
Yer:İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kemal Atay Anfisi
Saat: 09.30
DERNEK ADINA ARSA SATIN ALINMIŞ, ENGELLİLER İÇİN EĞİTİM TESİSİ PROJE ÇALIŞMALARI BAŞLAMIŞTIR.
ENGELLİ VE AİLELERİNE YÖNELİK SOSYAL, KÜLTÜREL, EĞİTİM, SPOR, SANAT VE YARDIMLAŞMA KAPSAMINDA ÇALIŞAN KURULUŞUMUZUN, DAHA ETKİN VE VERİMLİ OLABİLMESİ İÇİN SPONSORLUKLAR, AİDATLAR VE BAĞIŞLARA AYRICA GIDA YARDIMLARI, TEKERLEKLİ SANDALYE VE AKÜLÜ ARAÇLAR GİBİ ÇEŞİTLİ MEDİKAL MALZEMELERE İHTİYAÇ DUYULMAKTADIR.
BAĞIŞ YAPMAK İSTEYEN VATANDAŞLARIMIZ DİLEDİKLERİ ZAMAN, GÖNÜL RIZALARI İLE BAĞIŞLARINI YAPABİLMELİDİR. İSTİSMARCILARA LÜTFEN FIRSAT VERMEYİNİZ. EV VE İŞ YERLERİ GEZİLEREK , ÇEŞİTLİ ÜRÜN SATIŞLARI, TİYATRO BİLETLERİ, TELEFONLARLA ARAYIP YA DA KAPINIZA GELİP, DERNEKLER VEYA ENGELLİLER ADINA PARA İSTEYENLERE KESİNLİKLE İTİBAR ETMEYİNİZ!
TÜRKİYE İŞ BANKASI ETİMESGUT ŞUBESİ HESAP ADI: TÜM ENGELLİLER VE AİLELERİ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (TÜRK LİRASI bağış hesap no: 4263- 0115856) (IBAN TL TR33 0006 4000 0014 2630 1158 56 )
TÜRKİYE İŞ BANKASI ETİMESGUT ŞUBESİ HESAP ADI: TÜM ENGELLİLER VE AİLELERİ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (EURO bağış hesap no: 4263- 26989) (IBAN EURO TR12 0006 4000 0024 2630 0269 89)
TÜRKİYE İŞ BANKASI ETİMESGUT ŞUBESİ HESAP ADI: TÜM ENGELLİLER VE AİLELERİ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (USD bağış hesap no: 4263-0026975) (IBAN USD TR02 0006 4000 0024 2630 0269 75)